1 Ağustos 2017 Salı

"Din ve Devlet Yalakalarına" DUYURULUR!


(!!!!Küfür İçerir!!!!)

Eğer yirmi dört saatin;  "uyumak-yatmak-sıçmak-duş almak-telefonda porno izlemek- göte bacağa bakmak-31 çekmek-sosyal medyada gezmek-telefonda takılmak-çene çalmak-televizyon izlemek-oyun oynamak-gezmek-tüketmek vb" işlerden oluşuyorsa İYİ bir insan olduğunu iddia etmen ve ahirette az biraz bronzluktan sonra finalde CENNET ile ödüllendirileceğine İMAN etmen; hem büyük bir çelişki hem de onursuz bir ŞEREFSİZLİKtir.

Senin iyi birisi mi kötü birisi mi olduğunu nasıl anlayacağız? Seni neye göre tartacağız? Zamanını; hangi insani bir fiile, hangi ahlaki bir eyleme şahit kıldın? Ne ile sınandın?
Bırak iyi iş yapmayı, kötü/günah bir eylemi bile ortaya koymaya maşan yemiyor.
İraden, bilincin ve emeğin; inandığın din, bağlandığın gelenek ve kutsadığın devlet tarafından sansüre uğramış durumda.

Apolitiksin, korkaksın, oportünistin babasısın, iki yüzlüsün.
İnandığın şeriatına rağmen dibine kadar seküler dibine kadar kapitalistsin.

Yalaka Dostum! Seni; kesinlikle bu imanın kurtarmayacak. Her neye inanıyorsan, adı her ne haltsa bu afyonun, bundan kurtul!
Eğer ortaya koyduğun bir sözün, emeğin, direnişin yoksa, sancıyla pişmiş bir varoluş amacın yoksa, ter ve gözyaşı ile yoğrulan bir derdin huzursuzluğun yoksa; o adına din dedigin, iman dediğin eroin; seni, İYİ insan da yapmaz, cennette de köşeye oturtmaz.

Atatürk rejimini; diktatörlük diye eleştireceksin ama günümüzdeki bu mevcut sisteme "kötünün iyisi bu abi baksana adamlar en azından.." diyerek boktan bir samimiyetsizlik ile gül kondurmayacaksın!

"Osmanlı yaaa, ecdad bi başka ya, 600 yıl abiii boru muuu, türk-kürt-ermeni beraber yaşadık hep" edebiyatı yapacaksın AMA zamanında yapılan zulümleri, ihlalleri, sömürgeciliği sineye çekeceksin.

Mevcut Hukuku gavurun hukuku, "1400 yıl önceki hukuku" Allahın hukuku ilan edip ŞERİAT sloganını atarak buradan ekmeğini bulacaksın ve tribüne DİNDAR olduğunu kanıtlayacaksın AMA ne hikmetse; oturduğun evden tut bindiğin arabaya, yemek yediğin restorandan tut hacda kaldığın otel odasına , götünü sildiğin selpaktan tut sikine taktığın prezervatifine kadar; seküler, çağdaş ve modern olacaksın.

Yaşanan hayata bak bi de inanılan dine bak!

Yaşam konforun; modaya, amacına ve zamanına ne kadar da uygun.
Ama iş, ucuz kahramanlığa gelince; "bu hukuk sistemiyleee olmazzz abii yaa, şeriat diyorum sanaa yaa, keseceksin elini bak bi daha çalıoo muu, evet işte aynen öyle, neyse ben hesaba bi bakayım para ne durumda malum dolara belli olmuo" oluyor.

15 Temmuz destanı diye götünü yırtacaksın, FETÖYE İDAM diyen ağzından salyalar akacak, 'Abi adamlar ne bilsin bunların vatan haini olduğunu" diye süper kilit açıklamanı yapacaksın AMA; ne 15 Temmuzun faillerinden biri olan iktidarımızı suçlayacaksın ne de FETÖ ile beraber inandığımız, adına İSLAM dediğimiz dini sorgulamaya tartışmaya açacaksın.

IŞİDe terör örgütü diyeceksin AMA; İŞIDin kaynaklarının neye dayandığını, teolojisinin psikolojisinin ne olduğunu, neden ezidileri cariye olarak alıp sattığını, neden samimiyetle kafa kestiğini, neden onlarla beraber hepimizin de aynı tanrıya ALLAH dediğini ekrana taşımayacaksın.

PKKya DHKPcye bölücü terör örgütü diyeceksin AMA; bu adamların bir insan olduğunu, bu toprakların çocukları  olduğunu, dertlerinin ne olduğunu, hikayelerinin ve hayallerinin, davalarının ne olduğunu konuşmayacaksın. Onları; analiz etme, anlama, eğrisi doğrusu ile tartma yerine; gözümüzde onları hemen öldürülmesi gereken bir böcek gibi terörist ilan edip aradan sıvışacaksın. "Biz devletiz onlar terörist, o yüzden biz haklıyız" antibiyotiğini içip tedavi olmamızı isteyeceksin.

Şunu sakın unutma yalaka dostum!
Her suç, her katliam, her bir isyan; topluma ve devlete sorulmuş kocaman birer  sorudur. Toplum ve Devlet bu sorudan korkar. Çoğu zaman cevaplayamaz.
Yaşanan acıların, canlı bombaların, katliamların kökü; toplumun, devletin; tarihinde, genetik kodunda gizlidir. Kimse o köklere değinmez. Toplum ve Devlet; suçlu denen, terörist denen kişinin konuşmasına, savunmasına, onun anlaşılmasına tahammül edemez. Çünkü bilir ki kendisi de; hükmü verilmemiş, harekete geçmemiş, fırsatını bulamamış potansiyel suçlular ve katillerden oluşuyor. Devlet ve Toplum; o yüzden sloganı, destanı, miti, alkışı, şakşakı, fanatikliği sever ve ölümüne besler. 

Amaç büyünün bozulmamasıdır.

Büyüyü bozmadan, gerçeklerle yüzleşmeden, hesap vermeden, bedel ödemeden; adalet ve barış kesinlikle sağlanamaz.
Ne DEVLET içindeki DEVLET ne de DİN içindeki DİN temizlenemez.

Eğer dindar olmak; şerefsiz olmaya, duyarsız olmaya, katil ve ahlaksız olmaya sebep oluyorsa sorun inananlarda değil inananların inandığı DİNdedir. Bu alana dokunmadan problemi çözmeye çalışan sözde yazar/çizer takımı; kesinlikle şerefsiz ve iki yüzlüdür.

Telefonda oyun oynamak ve porno izlemekten başka bir bok yapmayan Yozgatlı Süleyman; "sünni/akpli/osmanlı torunu/devletçi/gelenekçi" olunca uysal efendi/iyi/vatansever/dindar oluyor.
Ama;
Emek veren, okuyan, risk alan, derdini, isyanını yazıya döken söze döken sözüm ona aktivist insanlar da;
"orospu çocuğu/din düşmanı/oryantalist/solcu/terörist/(yeni moda)FETÖCÜ" oluyor.

Sizin; "İYİ insan KÖTÜ insan" kriterinizi sikiyim.

Eğer bir adam; ahlaklı vicdanlı dürüst samimi ve tutarlı değilse; ne inandığı dinden ne inandığı Tanrıdan ne de savunduğu Devletten bir hayır gelir.

Sözlerim;
Kraldan çok kralcı olan, sermayesi "metin ali feyyaz" üçlemesi gibi "din-vatan-devlet" olan YALAKALARA duyurulur!!!

Üsame...


1 Temmuz 2017 Cumartesi

Ahlaksız Allahtan Ahlaklı Allaha


İnsan; dinin, toplumun, doğanın, zamanın ve en son kendi zindanının esareti altında. Kişiyi bu zindanlardan özellikle kendi zindanından kurtaracak güç; insanın seçimdir. Allah; bireylerin ferd ferd ne zaman doğacağını, kiminle evleneceğini, ne zaman kanser olacağını ve ne zaman öleceğini yazmaz. Tanrının yani Kuran diliyle Allahın; kişiler üzerinde özgürlüğünü kısıtlayıcı, kişilerin seçimini ikinci plana atıcı bir otorite anlayışı yok. Allahın da insanlar gibi bir ahlakı var.
Kadere inanan alın yazısına inanan nasibe kısmete inanan bir insan ister istemez ahlaksız bir güce inanmaktadır. İsveçte ölen insanların yaşını 80, afrikada ölen insanların yaşını 50 tayin eden bir Allah mutlak olarak ahlaksız bir Allahtır.

İnsan seçmek zorundadır. İnsana yazılan sunnetullah budur. Yani Allah ın insan üzerindeki sünneti budur. Allah kimseye torpil geçmez.Kimsenin nereye gideceği ne yapacağı yazılı felan değil. İnsan seçecek. Seçmemeyi seçmesi de seçmektir.
Eğer hayatı; herşeyin önceden yazılıp ve zamani geldiğinde bu olayların meydana gelmesi olarak (kader/kaza) formülüze ettiğimizde; böyle bir Allahı hiçbir şekilde etik ve adalet üzerinde meşrulaştıramayız.
Allah şapkadan tavşan çıkarmaz. Yasasız iş yapmaz. Determinist olaylara bakışımız; eğer 'Allah böyle istedi böyle oldu' diye olursa ne bilim ne ilim gelişir.

Allah tasavvurumuz bizim toplum olarak yerle bir durumda. İnandığımız Allah ile hakikat olan, referansını vahiyden alan Allah; inanılmaz farklı ve çelişkili.
Allahın; faili ve fiili önceden bilmesi dinde ve teoloji de ayrı bir inceleme alanıdır. Yani şunu demek istiyorum; Allahın bilmesi farklı, yazması ve zamanı geldiğinde yazılanın gerçekleşmesi farklı şeyler. Allahin sonsuz ilminin hayatı kuşatması farklı, bireyler üzerinde kimin ne yapacağını ne yapmayacağını tayin edip yazması farklı. Müslümanlar; üzerindeki sorumluluğu Allah dedikleri ama Allah ile alakası olmayan tanrıya atarak vicdan mastürbasyonu yapıyorlar. Buna misal olarak şunu söyleyebilirim; Almanyada trafik kazalarında ölen insanlara öldü denmez. Öldürüldü denir. Ve trafik kazalarına kaza denmez çarpışma denir. Neden? Çünkü bunun suçu Tanrı değildir. Tanrı kimsenin yolda asfalta beyni akarak ölmesini istemez. Ama türkiye de trafik kazalarina kaza deniyor. Buradaki kaza o kader/kazadaki kaza ışte. Ölenler de faili meçhuldür. Nasıl olsa vadesi geldi. Yani şuna inanılıyor; eğer trafik kazasinda ölmeseydi kafasına tuğla düşüp ölecekti. Bu sakat, adına; 'eceli geldi-vadesi doldu' denen anlayış; insanı zindanı altına almakta ve Allahı zihinlerde mazoşist bir manyak haline getirmekte.
Allah olmak; risk almaktır. Allah insana özgür irade vererek risk almıştır. Ama insan hayatının her alanının Allah tarafından yazılıp gerçekleştiğine sığınarak topu Allah a atmıştır. Allah tarafından yazılan belirlenen yani sunnetullah dediğimiz olgu; doğaya ve topluma ilişkin yasalardır. Kişinin kaldırımda yürürken üstüne taş düşüp ölmesi onun suçu olmayabilir. Ama onun suçu olmaması bu ölümün failinin Allah olması demek değildir. Bizim insanımız fail Allah demese de kadere inanarak Allah ı ister istemez suçlu göstermekte. Tanrı sistemi kurmuş. Bu dünyada bela var felaket var. Potansiyel ölümlüsün zaten. Başına gelen sıkıntı dert hiçbir şekilde Allaha izafe edilemez. Şimdi genellikle ehli sünnet otoriteleri dediğimiz diyanet çizgisindeki abilerimiz; burada hemen şunu ileri sürmekte; adam çok iyi besleniyor iskandinav ülkelerinde yaşıyor herşey mükemmel, kendi iradesiyle harika koşullarda yaşam sürüyor ama bi anda 45 yaşında kalp krizinden ölüyor şimdi bu kader değil de ne? - Ne kadar güzel. Sanki Allahin canı sıkılıyor bu duruma. İnsanın bu kadar dikkatli olduğunu görünce dur ben buna haddini bi bildireyim diyor. Kişinin bi anda kalp krizinden ölmesi; Allahın bunu böyle istemesi böyle yazmasi olabilir mi? Bu nasıl bir mutlak irade anlayışı. Allahı kendimize düşman olarak tasavvur etmek; ne zaman din haline geldi anlamak mümkün değil. Kullarını kıskanan, kullarına tuzak kuran bir Allaha Allah diyoruz ve bir kere dert edinip düşünmüyoruz.

Ayetleri incelediğimizde;
-Şüphesiz ki Allah zerre kadar haksızlık etmez..(Nisa/40)
-Şüphesiz ki Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez fakat insanlar kendilerine zulmediyorlar.(Yunus/44)
-Sana isabet eden her iyilik Allah’tandır, başınıza gelen her kötülük ise kendinizdendir. (Nisa/79)

Amentü diye camilerde papağan gibi ezberlettiğimiz 6 iman ilkesinden oluşan bu metnin içeriği tamamı ile kurandan alınmış değil. Hayır ve şer Allah'tan geliyor ifadesi sakattır. Kadere iman ilkesi kurani değildir. Kuranda geçen kader; takdir, ölçü, kadar anlamında bireye ölçü olarak seçmenin verilmesidir.

-Ve biz her bir insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık. (İsra/13)
-Şüphesiz insan için kendi çalıştığından başkası yoktur.(Necm/39)

Birey seçmek zorundadır yani illa kader diyeceksek insana yazılan kader budur.

Amentüye eklenen kadere iman maddesi emeviler döneminde muaviyenin zulmünü Allaha atması için uydurma hadislere dayanarak oluşturduğu anayasadır. Kurandaki kader; amentudeki kadere taban tabana zıt. Kurandaki kader dediğim gibi ; Allahın insana seçme olarak nakşettiği yaşam biçimdir. Yani kendini de yırtsan sorumluluktan kurtulamazsın. Ali Şeriatinin de dediği gibi İslam; bireyin hayatindaki sorumluluklarinin dinidir. Olay bundan ibarettir.

-İnsana ve onu mükemmel düzenleyene and olsun ki, Allah kişiye ahlaki bozukluğunu bilme ve ondan korunma imkanı vermiştir. Benliğini temizleyen kurtulmuş, onu kirletip örten zarara uğramıştır. (Şems_7/10)

-Hiç kuşkusuz bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe Allah da o toplumun gidişatını değiştirmez.(Rad/11)

11 Haziran 2017 Pazar

Alternatif 'Kadir Gecesi' Mesaji

Ey Müslüman olduğunu söyleyen insan; bu gece farklı bir şey yap.
Arapçasında kaybolduğun kitabın; anlamında yeniden hayat bul.
Ezberini boz.
Bir kere olsun rahatını ve düşünce konforunu boz.
Bir kere olsun neleri yanlış biliyor neleri yanlış anlıyorum de.
Bir kere olsun; acaba? mı de.
Ey İnsan; ruhunu, imanını, aklını, bakış açını, sevdanı, karakterini, geleceğini emanet verdiğin otoriteleri bir kere olsun sorgula.
Bu gece senin için gerçekten önemli ise bu gece senin devrimin olsun.
Sen de biliyorsun ki birşeyler yolunda değil birşeyler yanlış.
Etliye sütlüye bulaşmayan o ruhun; bir kere olsun hakikat ve adalet için elini taşın altına koysun.
Çözümün parçası ol.
Sen düzelmeden ne ülken ne de dünyan düzelecek unutma.
Bu gece bir kere olsun aklını ve hassasiyetini devreye sok.
Özgün ve Özgür ol.
Ne sana ne başkasına faydası olmayan afyonlu tekrarlamalardan ve ezbere serzenişlerden kurtul.
Kadir gecesine olan bakış açın; bir yılın pisliğini çöpünü temizleyen bir makine olmasın.
Kadir gecesi ucuz yoldan nasıl yırtarım a değil de uyanışımıza ve harekete geçişimize vesile olsun...

Dertli ve Samimi olabilmek dileğiyle... (üsame)..

21 Nisan 2017 Cuma

Neden aşağılık ve iki yüzlüsün?

Cesaretini topla ve oku!


Allah, ahirette karşımıza çıksa ve dese ki 'evet ben gerçeğim artık gözlerinizle gördünüz beni. Ama size ne peygamber ne de kitap gönderdim. Din diye bir şey hiç olmadı. Onu siz; itaate olan güce olan açlığınızdan dolayı icat ettiniz. Yanıldınız, yazık oldu."

Ne olur biliyor musun?

Sakın 'çok şaşırırdık yaa.. bütün herşeyimiz yerle bir olurdu herhalde' felan deme, samimiyetsizliği bırak.

Çoğu;
" anasını satayım biliyordum böyle olacağını, ben diyordum bi bokluk vardı bu işte diye, ama dinleyen kim, gördünüz işte cennet diye diye bizi şekilden şekile kılıktan kılığa soktunuz amk, al işte neye yaradı elde var sıfır, o kadar emek çaba boşa, bizim kuzenler haklıydı abi ama işte adam yerine koyup bi dinlemedik ki neyse olacağı varmış. Eee napacaz ya o zaman burda din yoosa?.."
Cevap böyle işte; acı ama gerçek.

"Allahım sen ne diyorsun. Ben seni böyle tanımadım. Sen kendini böyle tanıtmadın. Ben böyle bir Allah a iman etmedim. Sen bizim gibi iki yüzlü, silik, kalitesiz degilsin. Benim hayatımda sen; sözünden dönmeyen, yiğit, ilkeli, değerli, merhametli ve adaletli bir Allahsın.
Şimdi nasıl olur da böyle söylersin."

Bu cevap sahipleri; bir elin parmağını geçmez.

Toplum bu.
Malzeme bu.
Sen busun.
Senin zihniyetin bu.

Tribüne oynayan, ilkesi olmayan, maskesini yüzünden eksik etmeyen, okumayan, emek vermeyen, sorgulamaktan aklı götüne kaçan insanın; ne insanlığı ne inandığı dini ne de inandığı tanrısı bir boka yarar.
Kendisi gibi; sözünde durmayan, yavşak, çizgisiz bir Allah a 'ALLAH' der ve böyle bir Allah a iman eder.
Senden ne hayır geldi ki uğruna öldüğün dininden bi hayır gelsin.

Ne kadar güzel değil mi?
Taktiğe bak şimdi bi süper!
   Dini konuları kesinlikle araştırmayacaksın. Kesinlikle kafa yormayacaksın.
Merak etmeyeceksin. 'Neden insanlar şerefsiz, ülkemizdeki insanlar neden en tabandan en tavana kadar aşağılık'
hiç sorgulamayacaksın.
'Allah var mı yok mu, varsa bu Allah napar ne eder, bu Allahin olayı ne, derdi ne' diye bir kere dert edinip düşünmeyeceksin.
Tarikatlar cemaatler, ideolojik gruplar, örgütler; bu ülkede ne bok yiyor neyi temsil ediyor, din mafyası nasıl kurulur, ideoloji orospusu nasıl olunur, put nasıl oluşturulur, "Evrim var mi yok mu, nerden geldik nereye gidiyoruz, muhammed kimdir nedir, islam nedir, kuran varmış o ne, ahlak ne neye yarar, insanlar neden dindar neden ateist olur, neden götü boklu liderlerin fikirleri tartışılmaz olur, kötülük neden var, onunla nasıl mücedele edilir, devrim nedir, reform nedir, ne yapmalı nasıl yapmalı, sorun ne? Biz miyiz? Dinimiz mi? Allahımız mı? İdeolojimiz mi? Kim?" diye zerre düşünmeyeceksin.

Çünkü inan bana sikinde bile değil.

Sen eğer bunlardan bahsedersen; o jalenin memelerini bir daha o kadar yakından göremezsin. Para etmez o masada bunlar.

Eğer bunlarla meşgul olursan arkadaşlarının arasında sevilmeyen olur dışlanırsın.
Bir daha seni kanka yerine koyup tınlamazlar.

Tribün önemli senin için.
Tribünde; din var, devlet, toplum var. Kadın var, sex var,para var, alkış var, risk yok garanti var.
Kesinlikle aykırı davranmamalısın.
Kalıba girmelisin. Giremiyorsan zorlamalısın.

Verdiğin mücadelenin 50 gram am uğruna olduğu, bir yerlere gelmek için soluksuz göt yalamak olduğu kesinlikle bilinmemeli.

Sen; 'dinine diyanetine bağlı, devletine polisine saygılı namazinda cumasında bir vatansever müslümansın' böyle bilinmeli.

Aslında sen aşağılık bir insansın.
Çünkü bir an bile samimi olmadın. Okumadın. Işin garibi de okuyarak okumadın. Bunu da nasıl becerdin hala anlamış değilim.
Emek vermediğine, seçmediğine iman ettin; tanımadığını bilmediğini kafir/sapık/düşman ilan ettin.
Senin insanlara reklamını yaptığın tanrın dinin aynı senin gibi ucuz, dogma, zalim ve sahtekar.
Yalana, iftiraya; gerçeğin ismini verip gerçeğe ihanet ediyorsun.

Dindarlığın arttıkça kaliten azalıyor söyleyim.

Adın gibi biliyorsun bi sik bilmediğini.
Yıllardır aynı tezi aynı argümanları savunarak geviş getiriyorsun.
Dostun aynı düşmanın aynı.
Kesin inançlısın.
Tanrın dahil herkese yalakasın.
Ne dine ne hayata ne insanlığa dair elle tutulur dişe dokunur bir gram düşüncen birikimin yok.
Ezbere oynamaya, rol yapmaya alışmışsın. Geçmişini geleceğini otoritelere ipotek etmişsin.
Topu atmışsın bi yerlere, sen elin sikinde ucuz kahramanlık peşindesin.

Mayınlı alanlara dokunmadan bi şekilde  zıplaya zıplaya gidiyorsun.

Yalnız dikkat et; durduğun son yerde bomba götünde patlamasın.

İş işten geçmeden DÜŞÜN derim.


Üsame...



6 Şubat 2017 Pazartesi

OKUR-YAZAR OLMAK/OLMAMAK


      
       Okuma-yazmanın MUTFAĞINDA (ilk aşamasında) bulunan bir öğretmen olarak bu konunun birkaç açıdan ve yeniden değerlendirilip, anlaşılmasını önemli ve gerekli buluyorum….
      Okuma-yazmayı sağlayan işaret ve sembollerin (harflerin) ilk icat edildiği eski çağlardan son 350 – 400 yıla öncesine  kadar okuyan ve yazan çok az ELİT  bir zümrenin olduğu  “okuma – yazma” nın tarihçesinden anlaşılmaktadır .Günümüzde  “okur – yazar “lığın pek çok dalının, hayatımızın her alanına  hayati anlamda girdiği,  okuma – yazma araçlarının  çeşitliliği, çokluğu ve kolay ulaşımı  insanların hayatlarının çok erken dönemlerinde (ülkemizde 6-7 yaşlarında, bazı gelişmiş ülkelerde 5 yaşına kadar inmekte.) ilk öğrenme aşaması ile ZORUNLU  olarak tanıştıklarına biz ETKEN ve ŞAHİT  olmaktayız..
      İnsanı;  CANLILAR  içinde değil, insanlar içinde bile  ÜSTÜN ve SAYGIN kılan unsur; bilgiye sahip olma, onu üretme ve bilgiyi kullanabilme becerisidir. Tarih boyunca medeniyetlere ve gelişmiş toplumlara baktığımız zaman,  okur- yazarlık oranının YÜKSEK, geri kalmış ve problemli toplumlarda DÜŞÜK olduğu kesindir.. İnsan olarak VAR  olmamızın ve DEĞER üretmemizin başlangıcı olan “ okuma-yazma”nın hayatımızın devamında da bizimle İÇ İÇE  olması için, her yönüyle bakmak ve kullanmak zorundayız.   İçinde yaşadığımız toplumda da olumsuz sosyal bir vakayla karşılaştığımız zaman ağzımızdan ilk çıkan  “EĞİTİM ŞART”  sözü oluvermektedir..
     Okuma; olgu  ve olayları ayrıntılı ANLAMA, sağlıklı ANLAMLANDIRMA, olayları ÇOK YÖNLÜ görme, HAKİKATİ ARAMA,  dünya sahnesinde BİLİNÇLİ var olma, gezegendeki her bir şeyin HİKMETİ ni(var oluş amacı) anlamaya çalışma, içinde yaşadığı toplumda NESNE olmaktan ÖZNE olmaya geçme, insanlık ERDEM arayışının  EMEK ve gayretini daha yukarı TAŞIMA ÇABASIDIR.!
      Okuma, her şeyde;  insan-insan,   insan-toplum,   insan-evren,  DOĞAL DENGESİNİ  BOZMADAN anlaşılmasının SORUMLULUĞU ile çalışma ve uğraş verme halinde olmaktır…
     OKUMA dan; tanıyınca DÜNYA yı, “YAŞANMAZ” hale getirdik.. OKUMA dan tanıyınca PARA yı, tüm insanlığı ” SÖMÜRDÜK” (62 kişinin serveti, dünya nüfusunun  yarsının  gelirine  denk geliyor.)  OKUMA dan dinimiz olunca, dinimizi de, ahlâkımızı da, kitabımızı da “KİTABINA UYDURDUK” ( insanlık tarihi boyunca DİN ADINA  insanlık katliamları yaptık, PARELEL- UYDURMA  dinler,  sahte tanrılar, uydurma kitaplar, yalancı peygamberler, kendini kurtaramayan kurtarıcılar  bulduk…Bulamadık ise İCAT ediverdik..)
        Gelişmiş toplumların GELİŞMİŞLİĞİNİN önemli bir sebebi; bu konuyu devlet politikası yapması, aile okur – yazarlığını tesis etmesi, okur- yazar çeşitliliği, sivil toplum kuruluşlarının bu konuyu öncelikli mesele olarak ele alması, teknolojik araçlarının MARKA olması, kentlerindeki alt ve üst yapılarının muazzamlığı, FİKİRLERİNİN ÇEŞİTLİLİĞİ ve yaşantılarının RENKLİLİĞİn den anlamaktayız…
     Bizim insan hayatının ÇOCUKLUK çağında etkinleştirdiğimiz “OKUR-YAZAR”lığın  çok HAYATİ, ÖNEMLİ,  bir o kadar ÖNCELİKLİ  durumda olduğunu biliyoruz, oysa BU;  İŞİN…  BAŞLANGIÇ kısmı….
YURDUM  insanlarının  pek çoğunun ömrüne  baktığımız zaman; neredeyse  HAYATININ TAMAMININ  bu BAŞLANGIÇLA başlayıp bununla SON bulduğunu görmekteyiz…
    Biz harfleri kaynaştırıp, sesleri hecelere , heceleri kelimelere dönüştürmeye OKUMA, sembollerle(harflerle) işaretlemeye YAZMA diyoruz. Bu tanımlama DOĞRU, yalnız….  Ne okuma.!  Ne de yazma.!  Sadece bunlardan İBARET... Her kavram gibi bu kavramı da  TEK BOYUTU ile ALIYOR,  ANLIYORUZ.. .Bir ÖZ-ELEŞTİRİ  yaparsak; TEMBELLİK Mİ ? HİLE Mİ ? Yapıyoruz..?
        Teknik olarak YAZ ma KAYDET me olsa da, sosyolojik anlamda; ETKİLEŞİM, toplumdaki bilgileri – becerileri ve sosyal normları anlama, birbirleriyle paylaşma, yorumlayabilme ve sonraki nesillere AKTARMA aracıdır..Bu açıdan bakıldığında, YAZ ma insanlığa DEĞER katma, kendimizle beraber toplumun GELİŞMESİ ne EMEK vererek KATKIDA bulunmaktır…
       Ömründe bir FİDAN dikmemiş, bir acı SOĞAN  yetiştirmemiş, üretirken soğukta üşümemiş, sıcakta yanmamış, elleri nasırlaşmamış İNSANLAR ın;   çam – ardıç  ağacına katı olması,  çiçeğe çiçekçide satılan nesne olmasının dışın da  fazlaca hangi  ANLAMı yükler.? Bir orman karşısında…. Hele hele ORMAN ın  yanması onu ne kadar etkiler.? İçinde bir dalı olup olmadığının telaşına mı düşer.? Marketin manav reyonundan aldığı meyve sebzelerin PARA yı  görünce kendiliğinden oluştuğunu mu DÜŞÜNÜR.?  Daha korkuncu HİÇ DÜŞÜNMEZ (mi)..(??)
       YAZ makta; VARLIK sancısı çekenlerin uykusuz GECELERİ, okuma- araştırma uğraşları , zihin maratonları, git- gelleri, her sözcüğü ve kelimeyi kırk kere tartma-ölçme, yani ZİHİNSEL bir EMEK VERME faaliyetidir…Yoğun bir okuma neticesinde, bir gerçeği gösterme OLMAZ  ise… DÜŞÜNDÜRME yi  DERT edinmedir.. Böyle bir derdi olmayanlar KİTABA nasıl bakar veya BAKMAZ..(ya öper yukarı kaldırır hayatlarından ŞUTLAR lar.. ya da resimlerine kısaca göz atıp   yine de OKUMAZLAR..! Neticede o bir KAĞIT YIĞINI(!) )
 “ Hiç kimse, öldüğünde arkasında bir şey BIRAKAMAYACAK kadar YOKSUL değildir.”diyor.Blaise PASCAL             
“ YAZAR,  SÖYLEYECEK bir şeyi olduğuna inanan  KİŞİDİR.”  Diyor… Heinrich BÖLL  
         Hayat bu kadar HIZLI ve KARMAŞIK akarken bizim SÖYLEYECEK bir şeyimizin olmaması  DÜŞÜNDÜRÜCÜ  ve ENDİŞE verici  değil Mİ..??  DOSTLAR…………..
                                                                                                                               

                                                                  Eşsiz dostum , kardeşim , yoldaşım, babam Nejdet YALÇINER...


                                                                                                       

27 Aralık 2016 Salı

Zamanlar...

Zamanlar akıyor damarlarımdan,
geçmiş perde oluyor geleceğime
net göremiyorum önümü.
Yarim bakıyor uzaklardan
işitiyor oluyorum; özlemini öfkesini en yangın en derin sessizliğini bensizliğini. Gözlerim konuşuyor yerime yerimize. Sevda ikliminde yeşeriyor çiçeklerim ve yükseldikçe yükseliyor türkülerim. Zamanlar akıyor içimden ve ben büyüyor büyüyorum.
Hasret türkülerine kulak veren gönül veren yarime doğru eğiliyorum.
Selam olsun davası sevda
sevdası dava olanlara.
Selam olsun aşkına türküsünü sözüne özünü katanlara...
                                                         Üsame...

23 Aralık 2016 Cuma

Ben Şerefsiz Bir İnsanım


(Küfür İçerir!!!)

Havalar soğuyor, evin sıcak olması lazım ama evin de dışarıdan farkı yok. Evde ne maddi ne de manevi sıcaklık var amq. Hadi manevi sıcaklığı geçtim kaloriferler yansın o da yeter bana. Evde kimsenin kafası görünmüyor battaniyeden. Kimse kimsenin s...nde değil walla. Neyse bugün Recep'in dediği sitelere teker teker girdim. Harbiden sağlam baya. Karıların hepsi at gibi. Videoların bazıları üç saat anasını satayım. Ben izlerken yoruldum, adamlar; çekerken yorulmamış helal olsun. İşini hakkıyla yapmak bu olsa gerek. Geçen merak edip girdim Dani Daniels'in hayatını araştırdım lan dedim kendi kendime ne acayip insanlar var. Garip abi walla porno sektörü. Gerçekten bi elde fare bi elde şey izliyoruz ama zor yani kolay değil o videoları çekmesi o yaşam tarzı. Recep de az puşt değil amq adam bi de hafız olacak. Gülen mi ağlan mı walla. Aha kapım çalıyor yine.
-Ne var anneee
-Oğlum çay içelim gel, babanla haberlere bakın
Amq siz önce buzul devrinden bi çıkın, çay içmeyle adam mı ısınır.
-Gelmeyecem siz izleyin ben ödev yapıyorum. Hoca; beş alti tane videoyu ödev verdi onlari izliyorum.
-Tamam kolay gelsin bakalım.
Babamla haber mi izlenir de. Adam bi elde sigara bi elde kumanda dünyayı yönetiyor. "Vatanı ataya borçluyuz, chp kendini bozdu, türkiye üzerinde büyük oyunlar oynanıyor, mhp faşist, ak parti kötünün iyisi, pkk işid o..cocugu".. Bitti... Yıllardır aynı b.k amq.. İnsan kendini bi yeniler. Gerçi diyene de bakar mısın, benim kendimi yenilemem de izlediğim farklı pornolardan ibaret. Öyle bi adamdan böyle bi oğlan çıkar zaten. Neyi eleştiriyorsam.
Yarın okul var. Baya ödev var gram yapasım yok. Geleceğe dair bi amacım varmış gibi görünmekten bıktım. Hayatımız show amq. Liseyi bitirecem, iyi bir üniversite, iyi bir bölüm, iyi bir kariyer, para, pornolardaki kadar olmasa da seksi güzel paralı ve dindar bi hatun, altımıza araba, bahçeye de bi köpek, iki çocuk.. İçerde soğukta oturan anayla babanın istedikleri bu işte.
Facebookuma girdim hemen. Profil resmimdeki uzun adamı kaldırdım yerine halepte ölen bebegin cansız bedenini koydum. Ülke tvnin videosunu paylaştım. Altına da ' Ey müslüman uyan kardeşin ölüyor. Allah im zalimleri kahru perişan et. Ey Müslüman bugün halepte ölen kardeşlerin için 10 fetih oku.' yazdım. Bu paylaşımı yapanla az önce haykırarak boşalan bendim.
Masadaki peçeteleri pencereden aşağı salladım. Ellerimi ıslak mendile sildim sonra o mendille masayı da sildim boşa gitmesin. Dişlerimi fırçalamadım zaten özel günler dışında fırçalamam. Bi bardak su içerken o suyla ağzımı çalkaladım o aldı ağzımın pisliğini zaten sıkıntı yok dişler temiz yani. Yattım yatağıma. Elim s...imde düşünmeye başladım yine. Sınıftaki güzel bacaklı dolgun göğüslü kankam Aysel'i düşündüm. Ama az önce işlerimi hallettiğim için fazla derin düşünmedim Aysel hakkında.
Sabah ezanı okundu babam kaldırmaya gelmez inşallah dedim ama hemen damladı odaya herif ya b.k var gibi.
-kalk lan namaza hadi
-kalktım, kalktım zaten baba
Amq cenabet cenabet gamet getirip namazı kıldık iyi mi. Işin b.ktan tarafı; namazı abdestli de kılsam cenabette kılsam değişen bişeyin olmaması. En başta Allah çarpar felan sandım ama sonra baktım bi b.k yok salla gitsin amq dedim haha.. Babam da ne zanneden islam ordusuna namaz kıldırıyor,bu neyin gazı oğlum. Beş yıldır inna adaynadan başka bişey okuduğun yok bana mı artislik yapan.
Neyse namaz işkencesi bittikten sonra geri yattık. Az bi kıpırdama var aşağıda yine amma yeter şimdilik, iki saat kim uğraşıp çekecek bi daha.
İlk ders din kültürü anasını satayım. Hocamız menzilci. Karısı da kardeşimin sınıf öğretmeni o da süleymancı. Hoca, geçen hafta bizim solcu Deniz le tartıştıydı. Bizim artist gavur Deniz; diyaneti felan eleştirdiydi. 'Bilimin önündeki en büyük engel Müslümanlar, onların inandığı din' felan diye hakaret ediyor arkadaş bize. Hoca da ağzının payini verdiydi; " git başka ülkede yaşa diye." ne biçim lafı sokmuştu ama. Bu hafta ikisi de bozuk atıyor birbirine. Hoca halep için 100 fetih istedi. Denizimiz hemen 'beni yazmayın, okumam' diyor. A..oduğumun komünisti. Dinsiz köpek. Böyleleri yüzünden memleket gelişmiyor. Cumaya bile gitmiyor pe..vnk.
Neyse s..tiret şimdi o dinsizi. Murat çağırdı cumaya, abdestim yok gelemem demedim tabi. Hep beraber gittik cumaya. Ben de kılar gibi yaptım. Çünkü benim için önemli olan namazi gerçekten hissederek, içimdeki bi soruya cevap olarak kılmak değildi ki. Benim için önemli olan cuma da orada olmaktı, namazı kılıyor görünmekti. Namaz mutlaka kılınmalıydı çünkü. Çoğu arkadaşım öyleydi aslında ama söylemeye g.tü yoktu kimsenin birbirine. Belki cenabet kılmak da ben tek olabilirim ama show yapma da hepimiz aynıydık. Oyunu kurallarına göre oynamalıydık.
Matematik dersinde konumuz karmaşık sayılardı. Uyudum amq. Yoruldum. Yorulacak ne yaptıysam. Neyse bitti s..çtığmın dersleri. Servise bindik. En arkaya geçtim. Her ne kadar müzik haramdır diye twitter da goygoyculuk yapsam da son ses dinliyordum sılanın sakisini. Ben buydum. Yanımda uyumaktan yorgun düşen Mahmut buydu. Biz buyduk, bu kadardık.
Buzhaneye geldik. Evde kardeşim ölümüne bilgisayarda oyun oynuyor. Abisi olarak onu uyarmalıyım. Ders çalış demeliyim. Abi gibi görünmeliyim. Öyle de dedim. Geçtim televizyonun karşısına trt 1den itibaren bi b.k varmışcasına 100 kanal gezdim. Kanepeye uzandım osur osur yattım. Yemeği bekledim. Akşam babamız geldi işten. Koştur koştur namazı bi kıldı. Adam sırf yemeği rahatça yiyebilmek için kılıyor namazı. Tamamen vicdan rahatlatmak için yani. Yemeği keyifle yemek için namazı aradan çıkarıveriyor yani. Ulen baba ya..

Biz buyduk. Biz; Yemekte beraber olduğumuz için aileydik. Babam eve para getirdiği için babaydı, annem çocuk doğurabildiği için yemek yapabildiği için kadın olduğu için anneydi, Bekir; annemizle babamız aynı olduğu için kardeşimdi. Babam namaz kıldığı için, müslümanların tokadı ensesinde olduğu için müslümandı, annem başı kapalı olduğu için, ramazanda teravihleri kaçırmadığı için müslümandı. Onlar o ismi; doğuştan ten rengi, parmak izi gibi kalıtsal aldılar. Emeklerini, vicdanlarını, akıllarını, seçimlerini ortaya koymadılar ki. Biz sosyal medyada profil resimlerimizi 'halep yanıyor' yaptığımız için ümmettik. Ben bu iki insanın sevişmesi sonucu olduğum için müslümandım. Bizi biz yapan bunlardı. Beni ailemden ayıran özellik şerefli olmam değildi. Evet ben de şerefsizdim. Ama ben şerefsiz olduğumu dibine kadar biliyordum. İşin komik tarafı; bizimkilerin kendilerini şerefli zannetmesiydi.
Biz: bulunduğumuz kabın şeklini alan, kültürel taklitin içinde yüzen, çıkarcı, dedikoducu, üretmeyen, hayvanlar gibi yiyip sı.an, düşünmeyen, karalayan, yalan söyleyen bir aileydik. Sürü içinde nefes alandık. Güce muhtaç lidere muhtaç, slogana muhtaç, masala, uydurmalara muhtaçtık. Biz oruç tutarak fakirin halinden anlamaya çalışan abdestli kapitalistlerdik. Biz iki yüzlüydük. Kestiğimiz kurbanın eti yağlı çıktı diye iki gün üzülen dindarlardık. Sosyal medyada halebe ağlayıp evde esra erol izleyen aşağılık insanlardık. Ölenlere fetih okuyarak hem ölenle hem okuduğumuzla dalga geçen dindarlardık. Eğer biz bugünün mazlumlarıysak yarının kesin zalimleriydik. Biz dindar değil dinİdardık. Müslümanlığı biz seçmedik. Budizm de şintoizm de çok güzel yakışırdı bize. Ha Allah a tapmışız ha budaya. Orada doğup büyüseydik; budizmin muhafazakarı, oranın sağcıları olurduk. Biz buyuz. Biz cennetliğiz desek de elimizde bavul cehennem otobüsünü bekleyen yolculardık. Biz kesinlikle ama kesinlikle iyi insan değildik. Komşumuz Selma teyzegil kesinlikle iyi insanlar değildi. Biz sürüyüz. Annem babam kendilerini dünyanın en iyi ebeveyni zannediyorlar. Çocukları pırlanta onların. Annem de babam da ölümüne tribüne oynadı ama vicdanlarına sağır kaldılar.
Ben vicdanımı sattım. Ben 18 yaşımda hayatımın baharında aşağılık karaktersiz işin hilesini bilen biri olarak ayakta duruyorum. Ciğerim beş para etmez biliyorum. Gerçekte ne Allah ne din ne ailem ne vatan ne dünya zerre umurumda. Ben yememe, keyfime bakarım. Ben buyum. Ama bunu bir ben biliyorum. Arkadaşlarım, ailem, öğretmenlerim, mesajlaştigim hatun beni mükemmel biliyor. Ben sistemin şifresini çözdüm. Beni takdir edenler içerdeki vicdanimın ne dediğini önemsediği yoktu ki. Benim gerçekte nasıl bi insan olduğum değil nasıl göründüğüm önemliyse o zaman dişe diş göze gözdü. Biz de oyunu kuralına göre oynadık öyle göründük. Ve gayet de başarılı oldum. Aşağılık bir toplumda kaliteli insanlar değil aşağılık insanlar barınabilirdi, yer bulabilirdi. Ben bu toplumun göz bebeğiydim. El üstündeydim.
Ben Sinanım. Kardeşim Bekirim. Babam Aliyim. Dayım Mehmetim. Pornocu hafız Recebim. Hademe Ahmet amcayım. Kızlara bakmamayı din zanneden o nakşi Salihim, kızların g.tünden ayrılmayan o ateist Berkeyim. Yolda gördüğün o sırtında çantası olan liseliyim. Sözü bir özü bir olmayanım. Temiz görünen ama içini b.k götürenim. Arkandan alay eden, gülen ama yüzüne harbi gibi konuşanım. Camide cuma kılan o boz suratli köseyim. Hutbeyi dinlerken uyumamak için osurmamak için kendini kasan o gencim. İnternet kafede flaşa porno yükleyen o delikanlı benim. Kızını, bacını, ananı yol boyunca g.tünden izleyen o azgın gözlüklü benim. Ben ilkelerimi, değerlerimi, imanımı; paraya, takdir edilmeye, beğenilmeye, alkışa, zevke sattım. Ben buyum. Bu kadarım. Ben şerefsiz ve ucuz bir insanım. Ben büyüyeceğim yarın daha tehlikeli olacağım çünkü BEN BU ÜLKENİN GELECEĞİYİM.


"Din ve Devlet Yalakalarına" DUYURULUR!

(!!!! Küfür İçerir !!!!) Eğer yirmi dört saatin;  "uyumak-yatmak-sıçmak-duş almak-telefonda porno izlemek- göte bacağa bakmak-31 çe...